RTE'nin bir kaç danışmanı başkanlarının -bazı- gizli açık bilgilerini el altından bir takım yerlere servis etmekte pek mahirdirler. Bu bilgilerin bazıları medyaya düşer, bazılarıda ulaşması gereken yerlere ulaşıp orada kalır. İstedikleri zaman müdahale ederler, istedikleri zaman yayılmasına müsaade ederler...
Şimdilerde de bazı danışman ve bir kaç ismin direktifi ile strateji belirlemeye çalışıyorlar.
5'in 1'i olan Ahmet Davutoğlu, ara ara Suriye'ye tehdit vari sözler sarf ederek savaşçılık mı oynamayacak bilinmez ancak bilinen bir gerçek var ki, bu ülkenin geleceği ile ilgili kararı 3-4 adam değil, milli irade konseyiverecektir.
RTE'nin bir kaç danışmanı başkanlarının -bazı- gizli açık bilgilerini el altından bir takım yerlere servis etmekte pek mahirdirler. Bu bilgilerin bazıları medyaya düşer, bazılarıda ulaşması gereken yerlere ulaşıp orada kalır. İstedikleri zaman müdahale ederler, istedikleri zaman yayılmasına müsaade ederler...
Şimdilerde de bazı danışman ve bir kaç ismin direktifi ile strateji belirlemeye çalışıyorlar.
5'in 1'i olan Ahmet Davutoğlu, ara ara Suriye'ye tehdit vari sözler sarf ederek savaşçılık mı oynamayacak bilinmez ancak bilinen bir gerçek var ki, bu ülkenin geleceği ile ilgili kararı 3-4 adam değil, milli irade konseyiverecektir.
Zira şuan ki tablo göründüğü gibi norm stratejiler üzerinden hareket etmiyor.
Malum, bir süredir sessizliğini sürdüren Evanjelistler -onlar- için de geçerli olan ''vaat edilmiş toprakları'' kolay kolay kimseye bırakmayacaklardır.
ABD'nin eski Evanjelist başkanlarından Reagan'ın Libya'yı bombalamasındaki sebeplerden biri ''bu ülkenin yakında Armagedon sırasında İsrail'le savaşma ihtimaliydi'' demişti.
Son Libya operasyonunda başrolü gizli evanjelist ve yahudi karısı ile evliliğini sürdüren yahudi Fransız Sarko başroldeydi...(İkisinin denk geldiğini söyleyenleri başka yere havale ediyorum..)
Özellikle son dönemde sessiz sessiz dünyadaki krizi izleyen İsrail'in meşhur ''Mesih Planı'' gündemde olmasa da Evanjelistlerin bu plandan vazgeçtikleri yok.
Evanjelist Bush'un diskilafiye olması onlar için fazla bir kayıp değil. Obama'nın etrafının dikenlerle çevrili olması ve giderek sıkıştırılması, Ortadoğu'daki karışıklığa farklı bir bakış açısı getirmektedir.
Düşünce itibariyle Ahmedinejad'ında üyesi olduğu Hüccetilerle birlikte aynı düzlemde olan Evanjelistlerin birlikte aynı amaca hizmet ederek bölgeyi karıştırmak istemeleri sıradan bir durum değil.
ABD'nin kredi notunun düşürülmesinin arkasındaki hedef hem önümüzdeki seçimlerde Obama'ya darbe vurmak hem de küresel baronların kendilerine çıkış yolu hazırlamasına zemin hazırlamak içindi....Ayrıca 2008'deki küçük ölçekli krizi hafif yollu durdurduktan sonra, gelen büyük kriz öncesi Ortadoğu'nun karışması bir tesadüften ibaret değildir.
2001'de ABD'nin Afganistan'dan sonra Irak, İran ve Suriye ile birlikte Sudan'ı değiştirme düşüncesi ise son düzlükte İran'ı yanına çekme stratejisine dönüştü... Buradaki en büyük etkenlerden biri Evanjelistlerin Obama üzerinde baskı oluşturmasından kaynaklanmaktadır.
Pentagon'un 120'ye yakın ülkede gizli savaş yürütüyor olması ve El-kaide'den sonra yeni bir hedef belirleme düşüncesi ise önümüzdeki dönemde Evanjelistlerin tüm etkinliklerine rağmen yerine getirilmesi zor gözüküyor.
Küresel baronların bu süreci atlatmak için ellerindeki son kozu oynayacakları zaten 2008'in ortalarında ve son Washington toplantısın da ortaya çıkmıştı. Türk askerine korkusuzca ve dengeleri gözetmeden saldıranların neye hizmet ettikleri biraz perdenin arkası ile ilgili.
Piyasada, yok APO diskalifiye edildi yok PKK barış istemiyor... filan filan filan...
Malum, devletin başındaki şahısta PKK'yı APO'nun yönettiğini zannederek uzun bir süredir onunla istişare ediyordu..Silvan'dan sonra uyandı ama geç uyandı...2009'dan beri söylenen uyarıları dikkate almayan, saçma sapan danışmanlar - görevlendirmeler ve YAŞ kararlar alan bir strateji ile ancak buraya kadar...
Şimdi çıkmış operasyon diyorlar...Gülüyorum...
İstediğimiz kadar operasyon yapalım..Kiminle ve ne ile yapacaksın....Karlofça'dan beri savaş kazanamayan ve M.Kemal'den itibaren alt yapısını ALMAN BİR GENERAL'İN kurduğu ve içerisinde PKK'lı, CIA'cı ve MASON BEKTAŞİLER'in kol gezdiği bir ordu ile mi operasyon yapacaksın?...
PKK'lı bir itirafçı diyor ki; Bize haritalar getirildi. Askerî, özel haritalar. Krokiler de vardı. Karakolların nerede olduğunu, asker sayısı, mühimmat durumu, komutanların özel ve genel durumları gibi bilgiler gelirdi...Devamında rütbeliler kandile gidip geliyordu diyor...
Yahu kardeşim bunların olduğunu bizler bu halimizle 99'dan beri biliyoruz da, siz devletin yöneticileri bunları bilmiyor musunuz...
Hala anlamadıkları şey şu;
MASON BEKTAŞİ sisteminin 100 yıllık bir sistem olduğunu ve bunların temizliği yapılmadan ''sa-va-şı-la-mayacağı...''
Kimseye güvenemez ve hamle yapamazsınız..Orada ölenler yine Müslüman Türk askerleri olacak..Diğer hainlerde elleri bellerinde ayinlerini yapmaya devam edecekler...
Unutmamak lazım, Türkiye'yi değiştiren AKP değil, AKP'yi değiştiren Türkiye'dir...
Bundan sonraki değişimde yine milli irade ile olacaktır.
Yaşanan olaylara -Ortadoğu'da karışıklık veya PKK'nın barış istemiyoruz saldırıları- nazari ile bakmak sadece bir gaflet ve basiretsizliktir.
Zira yaşanan süreç ABD'nin gelecek başkanlık seçimlerinden - son birkaç aydır devam eden İsrail-Filistin arasındaki sessizlik ve serbest bırakmalar da dahil olmak üzere- aynı dairede olduğu ve başrolünde ekonomik krizin olduğu bir süreçten bahsediyoruz...Bu uğurda tiranlaşan dinsizlerin yapmayacağı tek şey ''merhamet''..
*
'Mesih Planı' aktörlerinden biri olan Evanjelist Bush'tan sonra -yeni- Mesihçi Cumhuriyetçi aday Michele Bachmann'ın Obama'nın yerine gelmesi küresel baronlar için önemli bir hamle niteliği taşıyor.
Dünyaya tek devlet perspektifinden bakarak ve ön plana da kullanacakları bir devleti sürerek uzun süredir devletleri yöneten küreselciler -evanjelistler- kanalı ile ABD'yi tekrar geri almak istiyorlar.
Bu plan dahilinde hem Ortadoğu hem de dünyanın bir çok noktasındaki karışıklıklar -kaderi plan- başta olmak üzere karşı tarafında figüranlığı ile yeni bir dünyaya gözlerini açacağından dolayı kan dökülmesi kaçınılmaz bir gerçekliktir.
PKK'yı elindeki figüranlarla 4-5 parça halinde kullananlar ise küresel baronların Ortadoğu temsilcisi kanalı ile sürdürülmektedir. Bölgedeki en büyük kanlı stratejileri ise Şİİ-ALEVİ-NUSAYRİ üçgeni..Bir nevi Şİİ HİLALİNİN MASON BEKTAŞİ versiyonu...
Evet, Mümtaz bir şahsiyetinde ifade ettiği gibi ''İslam en büyük darbeyi Moğol istilası ile yemiştir. Bir nevi Osmanlı'da bu daralma ve baskılar sonucunda ortaya çıkmıştır... Mevlana ve Yunus Emre'ler ise bu yıkıntılar arasında doğmuştur...''
O yüzden meseleye ümitsizlik nazarı ile bakmak beyhudedir...Allah'a inanlar üzerlerine düşen vazifeyi bihakkın yerine getiriyorsa zafer yakındır..O yolda dökülecek her kan kutsal ve gereklidir. Ne baştakilerin basiretsiz ve gaflet içinde olmaları ne de Yaratan'a yakın kalplerin azlığı- bu işin önüne perde olamayacaktır.
Ortada olan ve görünmeden yaşanan bir -DİN'LER- savaşı vardır. Bir tarafta Evanjelist-Siyonist-Zerdüşt Tapınakçı kadroları - diğer tarafta Müslüman Türk evlatları...
Bir taraf hem para hem sayı olarak çok önde... Diğer taraf ise hem maddi hem de sayı olarak çok geride... Ancak aradaki en büyük fark; 3 harf...Bir taraf KAN,diğer taraf HAK diyor...
İlk ve son sözü her zamanki gibi yine HAK söylüyor;
''Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah Aziz (mutlak izzet ve ululuk sahibi, her işte üstün ve mutlak galip)tir. Hakim (her hüküm ve icraatında pek çok hikmetler bulunan)dır. (FETİH - 7)''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder